
Bugün Ankara’ya kar yağdı.
Yağdı dediysem de , azıcık bir şey. Sabah bir uyandım, baktım telefonuma, herkes ‘kar yağıyor! oleey!’ gibi şeyler yazmış.
Bende baya baya kar yağdı sandım. Koştum pencereye doğru. Bir baktım, arabaların üstünü bile kaplamamış yağdı denilen o kar.
Kahvaltıya indim -güya diyetteydim- tıka basa yedim.
Annem, kalk biraz yürüyüş yapalım dedi. İyi dedim, çıktık dışarı.
Allahım o nasıl bir soğuktur, öyle bir ayaz var ki ; resmen yüzümün yarısı felç oldu sanki. Senin neyine bu havada dışarı çıkmak be kadın diye söylendim anneme.
Markete uğrayalım dedik.Bir pingui bir de uykusuz aldım. Pingui biraz keyfimi düzeltti. Ama ‘süt dilimi mi alsaydım keşke, o daha güzeldi sanki.’ gibi düşüncelere de daldım hemen. ‘Bu soğukta geri dönemem hadi eve.’ dedi sonra annem. O soğukla bir kez daha boğuşarak eve vardık.
Otur dedim kendime, gerçi kar da yok ama al kahveni eline dinlen biraz. Üşendim.
Evde de pırasa varmış. Annem pırasayı sevdiğimi nereden çıkardı bilmiyorum ama, sürekli, gel harika pırasa yaptım diye seslendi.
O kadar halsizdim ki cevap bile veremedim.Yormadım kendimi.
Yaptığım tek şey, markete gitmek ve eve gelip bilgisayarın başına oturmaktı oysaki.
Zaten genellikle böyle yaparım. Çok sosyal biri olduğum söylenemez.
Bu sabah ‘kar’lı mesajlar alınca, ne yalan söyleyim sevinmiştim.
8-10 yaşlarındayken gece 2-3 gibi telefonla arayıp ‘kar yağdı hadi çık dışarı mahallede bekliyoruz’ diyen arkadaşlara sahiptim. Hiç üşenmez hemen kalkardım yataktan. Kardeşimi ve annemi uyandırır, kardeşimle duygu sömürüsü yaparak annemi ikna ederdik. Annem bizi sıkıca giydirir,
-Evin önünde oynayın uzaklara gitmeyin,
-Arabalara dikkat edin,
-Uzaklara giderseniz kötü adamlar elinizi kolunuzu bağlar sizi bayıltır kaçırırlar,
-Fazla kalmayın dışarda, hasta olursunuz
gibi laflarla dışarı uğurlardı ikimizi.
Tamam donardık o soğukta,heryerimiz buz keserdi ama değer miydi? Değerdi.
Hatta piçin biri bir keresinde, biz dışarda kar topu oynarken, evinin balkonundan benim gözüme kar topu atmıştı.
Gözümü 2 gün açamamıştım. Gebermiştim acıdan. O çocuktan sonsuza kadar nefret edeceğim diye söz vermiştim kendime. Bu sözü tuttun mu derseniz de, 2 yıl sonra aşık olmuştum o çocuğa. Eli elime değmişti bir keresinde, oda bana aşık, ondan başkasını mümkün değil sevemem sanmıştım.
O günlerdeki gibi olacak sandım, kar yağdı denilince.
Olmayacaktı ama. Çıkacak yine oynayacaktık çok kar yağınca, ama eskisi kadar zevkli olmayacaktı işte..











